Trabzon'da Gerçeküstü Bir Rüya; Sümela
Hakkında çok şey söylenecak ama gene de anlatımın hep eksik kalacağı gizli bir dünyadır Sümela. Sisli bir bahar günü ağaç köklerinin oluşturduğu merdivenlerden tırmanırken, muhteşem doğa ve manzaranın, temiz havanın, huzur, gizem ve sessizliğin tadına varacağınız bu saklı yerin dünyada bir benzeri olmadığından, gerçeküstü masallarda anlatılan orta dünya gelir akla.
Sisli ormanın bilinmezliği içinde size eşlik eden şey yalnız manastırın girişinde çalınan kemençenin dokunaklı sesi ve hüzünlü ezgileridir.
Araçların belirli bir yere kadar çıktığı, vadiden 500 metre, deniz seviyesinden ise 1.150 metre yükseklikte, bütün Altındere Vadisi'ne hakim bir yamaçta kurulmuş olan manastıra varan yolun geriye kalanı harika bir manzara eşliğinde tırmanılır.
Ormanın bittiği yerde, Karadağ'ın eteklerindeki bu sarp kayalığa adeta oyulmuş gibi duran manastır; ta girişinden itibaren sizi hayret ve hayranlık karışımı duygularla doldurur.
Hemen girişte yamaca yaslanmış büyük su kemeri sizi karşılar.

Dar merdivenlerle girilen manastırın iç avlusunda muhafız odaları, keşiş odaları, kütüphane, mutfak, öğrenci odaları, şapeller, misafirhane, ayazma ve ana kilise bulunur.
Meryem Ana'ya adanan ve halk arasında Meryem Ana diye bilinen manastır, rivayete göre 375-395 yılları arasında, Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında Barnabas ve Sophranios isimli rahipler tarafından kurulmuştur. 6. yüzyılda manastır genişletilmiştir. 18. yüzyılda birçok bölümü yinelenen manastırın bazı duvarları fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda eklenen binalarla günümüzdeki ihtişamlı görünümüne kavuşan bu yapılar topluluğu, bir zamanlar ünlü seyyahların ziyaret ettiği, kitaplarda anlatılan ünlü ve zengin bir manastıra dönüşmüştür.
1923'ten sonra tamamen boşaltılan ve günümüzde müze olarak hizmet veren manastırın kilise haline getirilen mağarasının duvarlarında, ilki 18. yüzyıla tarihlenen üç ayrı tabaka fresk görmek mümkündür. Zaman içinde freskleri çalınan veya tahrip edilen manastırda uzun yıllardır sürdürülen restorasyon çalışması tamamlanmış, ancak yapılan bu çalışma birçok sanat tarihçisi ve uzman tarafından yapılan yanlış uygulamalardan dolayı eleştirilmiştir.

Fresklerde tasvir edilen Meryem Ana figürleri Gürcülerin kullandıkları Gürcü madonna şeklinde resmedilmiştir. Asıl kilisenin güney duvarında, yukarıda Meryem Ana'nın doğuşu, tebliğ, İsa'nın doğuşu, ve hayatı, Güney kapısında Meryem Ana'nın ölümü ve havariler, doğuya bakan yukarı kısmında Ademin ve Havva'nın yaratılışı,yasak meyveyi yemeleri, cennetten kovulma, diriliş gibi İncil'de anlatılan olaylar resmedilmiştir.

Manastırı arkanızda bırakıp ormanın derinliklerindeki patikalardan yarım saatlik bir inişle aşağıdaki restoran ve tesislerede yorgunluğunuzu attıktan sonra Karadeniz'in diğer güzelliklerini görmeye devam edebilirsiniz. Sümela'ya çok yakın olan Zigana geçidine ve yol üstündeki ünlü Hamsiköy sütlacı sunan tesislere de uğrayıp Maçka gezinizi tamamlayabilirsiniz.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

inanılmaz bir güzellik, ve bu
inanılmaz bir güzellik,
ve bu masalı çok güzel anlatan fotoğraflar
paylaştığın için teşekkürler, ellerine sağlık..